Perşembe, 02 Eylül 2010 23:43
     


Kadını sevmek, insanı sevmektir
Pazartesi, 08 Mart 2010 01:35

Budur.

Günü güne ekleyip…

Hayat boyu unutamayacağın günler biriktirmektir.

Mutluluk.

Günün birinde…

Ayın Biri Kilisesi’nde nefes alıp vermek.

Sonra Şehzadebaşı Camii’nde secdeye durmak.

Daha sonra da Eminönü’de İstanbul’u yaşamaktır.

Mutluluk.

Allah’ı ayet ayet bilmek.

Hayat boyu hik-ayetler biriktirmektir.

Mutluluk.

Günlerin ‘şunun günü, bunun günü’ diye ‘özelleştirilme’si hoşuma gitmezdi.

Her şey değişiyor, ben de, düşüncelerim de.

Şimdi diyorum ki, keşke her gün ‘özel’ bir gün olsa.

Toplu düşünceler günleri tek tek kutsasa.


Dünya Kadınlar Günü ya bugün.

Düşünün ya da hissedin…

Bugünün yoğun düşüncesi…

Tüm günlere olumlu bir şekilde yansır mı, yansımaz mı?


Ben kadınları severim.

Bugün daha çok seveceğim.

Ve biliyorum ki…

Her geçen gün daha da çok seveceğim.


Yazının devamını, Sokrates’in ‘üçlü filtresi’ni ‘kadın’a uyarlayarak getirsem mi?

Eski Yunan’da, Sokrates’in yanına bir tanıdığı geldi.

“Önemli bir şey söylemek istiyorum” dedi adam.

Sokrates, “Neyle ilgili” diye sordu.

Adam söyledi:

“Yakın bir kadın arkadaşınla ilgili bir şey duydum, onu söylemek istiyorum.”

“O zaman bekle” dedi Sokrates, “sana üç soru soracağım. Buna üçlü filtre de diyebilirsin. Ben bu soruları soracağım, sen üçüne de cevap verdikten sonra o kadın arkadaşımla ilgili duyduğunu söyleyebilirsin.”

“Ne demek üçlü filtre” dedi adam.

“Bu bir tür test, bu testin sonunda kadın arkadaşımla ilgili öğrendiğini bana söyleyip söylememeye kendin karar vereceksin.”

Adam merak etti:

“Sor bakalım.”

“Birinci filtre gerçek filtresidir. Bana söyleyeceğin şeyin gerçek olduğuna tamamen emin misin?”

“Hayır” dedi adam, “ben de bunu başkasından duydum ve...”

Sokrates, adamın sözünü kesti:

“Anladım, bu söyleyeceğin şeyin doğru olup olmadığını kesinlikle bilmiyorsun.”


“Şimdi ikinci filtreye geçelim, bunun adı da iyilik filtresidir. Kadın arkadaşım hakkında söylemek istediğin şey onun iyiliğine bir şey midir?”

“Hayır, tam tersine, onun için kötü bir şey.”

“Anladım” dedi Sokrates, “Kadın arkadaşım hakkında söylemek istediğin şey onun lehine bir şey değil ve sen bunun gerçek olduğuna da emin değilsin.”

“Şimdi üçüncü filtreye geçelim, bunun adı da yararlılık filtresi. Kadın arkadaşım hakkında bana söyleyeceğin şey benim için bir yarar taşıyor mu, işime yarar mı?”

Adam düşündü, “Sanmıyorum” dedi.

“Evet, üçlü filtre bitti” dedi Sokrates, “bana kadın arkadaşım hakkında söyleyeceğin kötü bir şey, üstelik gerçek olduğuna emin değilsin ve bunu bilmenin bana herhangi bir yararı yok. O zaman bu şeyi bana söylemen için hiçbir neden bulunmuyor.”

Sokrates, arkasını döndü, yürüdü gitti.

Oscar Wilde’ın yalancısıyım:

“Bir kadın ne kadar uzun zaman kızından on yaş kadar genç görünüyorsa o kadar mutludur.”

Bir çakal, bir horozu sabah uykusundan uyanmadan önce yakaladı, pençesiyle kıskıvrak tuttu.

Horoz feryada başladı:

“Ne olur beni öldürme. Ben uyanıkların dostu, uyuyanların sevgilisiyim. Geceyi ibadetle geçirenlerin müezziniyim. Ne olur beni öldürme, zulüm kılıcıyla kanımı dökme. Ben sana hiçbir kötülük yapmadım, sen ne diye benimle savaşıyorsun? Benim kanımı dökmen haksızlık olur. Beni öldürme.”

Çakal, horozun yalvarmalarını dinledikten sonra şöyle dedi:

“Seni öldürmemek gibi bir ihtimal yoktur. Çünkü benim iradem budur, yani zayıfları öldürmektir. Sana bir tek iyilik yapabilirim. İki şıktan birini seç: Bir pençe darbesiyle mi canını alayım, yoksa parçalayarak mı öldüreyim?”

Molla Cami’nin ‘hisse’si:

“Kötü bir adam senin başına bela kesilirse onu akıl tedbirleriyle başından savmaya çalış. Sakın yalvarma, acındırma suretiyle kurtuluş yolu arama. Çünkü onu bir kötülükten vazgeçirsen bile daha kötüsünü düşünür ve yapmaya çalışır.”

İki gözünle, bir bakar, bin görür, milyon istersin.

Ve hep eksik yaşarsın.

Genç adam, yaşlı karı-kocanın evlerine misafir olur.

75 yaşındaki amca karısından bir bardak daha çay isterken, “Çiçeğim, bir bardak daha verir misin” der.

Sonra da “Peteğim, şekersiz lütfen” diye ekler.

Kendisine 65 yaşındaki tatlı karısının getirdiği tavşan kanı çayı alırken de “Bebeğim, sana çok zahmet oldu” der.

Genç adam, yaşlı amcanın karısına kullandığı sevgi sözcüklerinden çok etkilenir.

“Amcacığım, kaç yıllık evlisiniz” diye sorar.

Yaşlı ama dinç adam, “40 seneyi geçti evladım” der.

Genç adam, “Vallahi maşallah, Allah muhabbetinizi artırsın. Sürekli çiçeğim, peteğim, bebeğim gibi güzel sözlerle hitap ediyorsunuz galiba.”

Yanakları pembeleşmiş teyze, “Doğru, bir kaç yıldır hep bana böyle hitap ediyor” deyip mutfağa doğru yöneldiğinde, yaşlı amca genç adamın kulağına doğru eğilir:

“Şiiişt, çaktırma, 2 sene önce adını unuttum, hala hatırlayamıyorum.”

Fakire’nin tuvaline bir gül düşer,

Her yer, her şey gülistan olur.

Şakira’ya düşkünlüğüm,

Şükre olan düşkünlüğümdendir.

Bugün bir iyilik yap.

hşeihsedsAb.

Bookmark and Share










Anket
Anayasa değişikliği için 12 Eylül 2010'da yapılacak referandumda oyunuzu ne yönde kullanacaksınız?
Evet
Hayır
Kararsızım
Top Mekanlar
Astrolojix
Burcunuzu seçin, günlük falınızı okuyun
Gazete Manşetleri
Hava Durumu
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Çok Okunanlar
ADnet Reklam  

doviz










Basın ve Yayın



Prefabrik
Kabin
Holding
Konteyner
Hazır Ev
Bilişim

Add to Google


Follow ixtanbulcom on Twitter